Elifcan Karacan
Birgün/9.11.2011
Hollanda’daki bir profesörün kendi deyimiyle ‘uydurduğu’ araştırmalar üzerinden yayınlar yapmasıyla ilgili Anadolu Ajansı kaynaklı haberi 2 Kasım 2011 tarihli gazetelerden okumuş bulunuyoruz. Habere göre Tilburg Üniversitesi Sosyal Psikoloji Bölümü’nde profesör olan bu kişi, ‘saygın’ bilim dergilerinde yayımlanan ve birçok haber programında tartışılan yüzelliye yakın çalışmasıyla ilgili başlatılan soruşturma nedeniyle bir açıklama yapmış ve “bir bilimadamı olarak başarısız olduğunu ve yaptıklarından utandığını, ancak ağır performans baskısının kendisini sahte araştırmalar yapmaya ittiğini” söylemiş (Radikal Gazetesi, 02.11.2011). Bu makaleleri inceleyen, değerlendiren kişi ve kurumların zaafları bir tarafa, hiç değilse itirafı samimi olan bu akademisyenin uydurma yayınlarına ve veri çarpıtmalarına getirdiği açıklama, gerek Türkiye’de gerekse dünyada bilim, üniversite, akademik etik gibi konular üzerine etraflıca düşünmenin zamanının geldiğini (hatta belki -hadi iyimser olmayı deneyelim- geçmek üzere olduğunu) gösteriyor. Bu ‘zavallı’ adamın itirafından da anlaşılacağı üzere o; sadece çoktandır artık etiğinden bahsetmenin zor olduğu bir bilim! aleminin içinde, çarkın bir parçası olabilmek için uğraşan ya da hiç değilse bir şekilde yalan yanlış çıktığı basamaklardan hızla tekrar düşmemek için çırpınan, örneğine çok rastlanır, sıradan bir akademisyen. O nedenle bu yazıya ilham olmakla birlikte, kendisinden ziyade içinde bulunduğu(muz) ‘bilim’dünyası ve akademik ilişkiler ağı bu yazının asıl derdi olacak.
Girildi: Uncategorized | » yorum bırak;
